Yıldırım Türker’in “Güçlükonak katliamı” yazısından
“Türkiye, başını çevirip geçmişine bakıyor, hakikatle yüzleşiyor.
Bunun ne kadar acılı ve zor bir süreç olduğu tartışılmaz. Ama bir yerinden başlandı mı geri dönmek imkânsız. İnkârın tabulaştırdığı hakikatlerin gölgesinde uzun ömürler geçirdik.
Ama işte neredeyse her gün tarihin başka bir sayfası gündeme getiriliyor.
Yorgun vicdanlar bir bir dile geliyor.
Daha birkaç yıl evvel yazdığımız için mahkemelere düştüğümüz konular artık rahatça tartışılır oldu. Ermenilere yaşatılan büyük felaket için insanlar kaleme sarılıp özür imzası atıyorlar.
Yakın zaman önce pervasızca işlenmiş cinayetlerin ardındaki kuytu dehlizler deşilir oldu.
Yüksek rütbeli asker emeklileri yargılanıyor.
6-7 Eylül sergisine daha birkaç yıl önce saldırıp canlı performans sergileyenler, şimdi popüler bir filmin dürttüğü hakikat karşısında sessiz kalmak zorunda.
Birçok iyi niyetli insanı kuşkulandıran Ergenekon davasının an büyük hayrı, kanımca bu olmuştur. Vahşi devlet dayanaklı örgütlenmelerin ortalığa dökülmesi, davanın kapsama alanı ne kadar yetersiz bulunsa da, kimi sindirilmiş vicdanları kışkırtmış, onları itirafa teşvik etmiştir.”
