notdefteri

13 Feb 2009

ergenekon davasının hayrı

Kategori: ergenekon, güncel — orlando @ 14:42

Yıldırım Türker’in “Güçlükonak katliamı” yazısından

“Türkiye, başını çevirip geçmişine bakıyor, hakikatle yüzleşiyor.
Bunun ne kadar acılı ve zor bir süreç olduğu tartışılmaz. Ama bir yerinden başlandı mı geri dönmek imkânsız. İnkârın tabulaştırdığı hakikatlerin gölgesinde uzun ömürler geçirdik.
Ama işte neredeyse her gün tarihin başka bir sayfası gündeme getiriliyor.
Yorgun vicdanlar bir bir dile geliyor.
Daha birkaç yıl evvel yazdığımız için mahkemelere düştüğümüz konular artık rahatça tartışılır oldu. Ermenilere yaşatılan büyük felaket için insanlar kaleme sarılıp özür imzası atıyorlar.
Yakın zaman önce pervasızca işlenmiş cinayetlerin ardındaki kuytu dehlizler deşilir oldu.
Yüksek rütbeli asker emeklileri yargılanıyor.
6-7 Eylül sergisine daha birkaç yıl önce saldırıp canlı performans sergileyenler, şimdi popüler bir filmin dürttüğü hakikat karşısında sessiz kalmak zorunda.
Birçok iyi niyetli insanı kuşkulandıran Ergenekon davasının an büyük hayrı, kanımca bu olmuştur. Vahşi devlet dayanaklı örgütlenmelerin ortalığa dökülmesi, davanın kapsama alanı ne kadar yetersiz bulunsa da, kimi sindirilmiş vicdanları kışkırtmış, onları itirafa teşvik etmiştir.”

uzatmalı davos

Kategori: Uncategorized — orlando @ 14:36

nuray mert’in “davos’u uzatmak” yazisindan

“Koşullar ne olursa olsun, meşru olarak kabul edilen bir ülkenin Cumhurbaşkanı’na ‘Siz adam öldürmeyi iyi bilirsiniz’ demek sorunlu bir durumdur. Aynı şekilde, farklı düzlemlerde insanlar istediklerine inanır, istediklerini yerin dibine batıran sloganlar atabilir, ama iktidar partisinin düzenlediği gösterilerde ve de münhasıran Başbakan’ı karşılama gösterisinde ‘Kahrolsun İsrail’ sloganı atmak izahı zor bir durumdur. Batı merkezli uluslararası sistem içinde bir ülke iseniz bu çerçevede tanıdığınız, işbirliği yaptığınız bir ülkeye, iktidar partisi olarak, ‘kahrolsun’ diye slogan atılmasını teşvik etmeniz en hafif deyimle büyük bir çelişkidir.
Son olarak, evet İsrail başka, Yahudilik ve Musevilik başkadır. Diğer taraftan, İsrail devletinin, öteden beri, İsrail’in politiklarını eleştirenleri ‘antisemitik’ oldukları suçlaması ile susturmak gibi bir politikası vardır ve bu politika her yerde karşımıza çıkmaktadır. Bu hususun sürekli altını çizmekte fayda vardır. Ancak, Filistin duyarlığı şeklinde tezahür eden sağ/muhafazakâr çevre tepkisinin ‘antisemitizm’le hiçbir ilişkisinin olmadığını iddia etmek büyük bir ikiyüzlülük olur.
Davos’da yaşananları eleştirenlerin bile, muhtemelen ‘Yahudi kökenli’, ‘dönme’ olduğu yaftalamasının söz konusu olabildiği, bir siyasi gelenekten bahsediyoruz. Başbakan’ın bu noktada yaptığı açıklamalar, uyarılar, bu söylemin dönüşümünde olumlu adımlar olarak önemlidir. Ancak, ‘bizde antisemitizm yoktur, olamaz’ diye kestirip atırmanın, Karadenizli vatandaşın ‘Biz lahana yiyoruz, bize AIDS bulaşmaz’ demesinden öte anlamı yoktur.
Batılıların, tarihin bu noktasında, Müslüman toplumlara dönüp, ‘antisemitizm’ suçlaması yapabilmesi ve bu yolla, bu toplumlarda İsrail’e karşı yükselen öfkelerinin nedenlerini bilmezden gelmesi, sükûnetle karşılanabilir, sindirilebilir şey değildir. Ancak, antisemitizmden bahsettiğiniz anda, Yahudi kökenli olmakla yaftalanma riski taşınan bir ülkede, antisemitizm tehlikesi yoktur demek de kabul edlebilir şey değildir.”

28 Jan 2009

Aydınlanmış yanlış bilinç: Sinizm

Kategori: güncel, yazarlardan — orlando @ 12:03

Ergenekon ‘masalı’‘dan

“Ergenekon, şimdiye kadar, ülkemizde etkinlikleriyle ilgili en fazla belge ve kanıt ele geçirilmiş bir terör örgütü. Ancak toplumun küçümsenmeyecek bir kısmı, Ergenekon’un, baş kötü AKP’nin, “Cumhuriyet’in saygın kişi ve kurumlarına” bir komplosu olduğunda ısrarcı. Kadim devlet masalını her şeye rağmen inatla anlatmayı sürdüren, en küçük bir değişikliğe katlanamayan bu kesimin tutumunu, “yanlış bilinç”le yani resmi ideolojiye samimi sadakatleriyle açıklayabilmek mümkün değil. Marx, ideolojiyi şöyle tanımlıyor: “Bilmiyorlar ama yapıyorlar”. Yani Marx’a göre, kendi önyargılarını ve içinde yaşadığı toplumun gerçeğini algılayışındaki çarpıklığı bilmeden eyleyen, ideolojik birey, yaptığını inanarak, içtenlikle yapar. Sözünü ettiğimiz kesimin, herkesin gördüğü olgusal gerçekleri görmesine ve bilmesine karşın bilmemezlikten, görmemezlikten gelmesi, yalnızca ideolojik körlükle açıklanamaz, bu görmezlikten gelmeyi anlamamızı sağlayacak kavram, “sinizm”dir. Sloterdijk, sinizmi, ideolojinin “yanlış bilinç” şeklindeki tanımından çıkarak, “aydınlanmış yanlış bilinç” olarak tanımlıyor. Sinik, gerçekliği akılcı bir açıdan değerlendirebilir ama ulaştığı sonuçların gerektirdiğini yapmaz. Bu yüzdendir ki, sinik bir aklın karşısında, anlattığı masalın boşluklarını, tutarsızlıklarını açıklamak işe yaramaz.. Çünkü sinik, görmemek için bakar veya görür ama görmezlikten gelmek için kendince hep bir nedeni vardır. Sinik dilin en sık kullandığı kalıp “Çok iyi biliyorum… ama yine de…”dir. “Çok iyi biliyorum terörizm kötüdür, ama yine de…” “Bu silahlar çok ürkütücü ama kim bilir kimin…”, “Bunlar Susurlukçu katiller ama bu saygın isimler…” gibi. Sinikler, tüm tutarsızlığıyla karşılarında sırıtan resmi masalı doğru ve inandırıcı olduğu için benimsemezler. Onlar masalla değil, çok daha pratik bir şeyle, onun ardındaki vaatle ilgilidirler: Kan, şiddet, darbe… Her ne yolla olursa olsun hep muktedir kalmak.”

obama ya da iyimserlik

Kategori: fasafiso, yazarlardan — orlando @ 11:45

fft5_mf106885

Pek görünmese de Obama’dan kuşku duyanların sayısı azımsanmayacak boyutlarda. Nuray Mert’de buna değiniyor. Yeni başlayan dönemin, Obama’ya samimiyetle umut bağlayanlar için şaşırtıcı, hepimiz için zor bir dönem olacağını belirtiyor Mert.

“Malum, insan umut etmek ihtiyacında olan bir varlık. Aşırı kuşkuculuk veya gerçekçilikle umutları başından tuzla buz etmek, ne gerekçeye dayanırsa dayansın, biraz zalimce bir tutum. Ama, diğer yandan, insanlara boş umutlar pompalamak daha büyük acımasızlık. Dahası, evet, umut etmek insani bir tutum, ama umudu kendini kandırmaya indirgemek de, sık rastlanan, insani bir zaaf ve hiç de sanıldığı kadar masum değil.Çoğunlukla, iyi şeylerin, bir bedel ödemeden, bir maliyeti olduğunu düşünmeden, kolayca karşımıza çıkmasını bekliyoruz. Obama’ya bağlanan hesapların dışında kalan, samimi umutlar bu türden bir bekleyişin ürünü. Obama, ‘biri çıksın dünyayı kurtarsın, kötülükleri yok etsin, biz de düze çıkalım veya vicdanlarımızı kurtaralım’ türünden kolayına kaçanların umudu. Aslında bu da bir tür hesap. Yoksulların, renginden dolayı hep horlanmış olanların çaresizlikten, kolayca peşine takıldıkları bu umut, ortalama refah düzeyinde olanların vicdanlarını rahatlatma işini en ucuzuna mal etme hesabı.”

12 Jan 2009

selam dünyali

Kategori: güncel — orlando @ 15:17

wordpress’e hosgelmisim.henüz yabanciyiz, ne nerededir, nedir ne degildir bilmiyoruz wordpresste.karisik.ögrenebilirsek ne ala.hem ne yazcaz ki onuda bilmiyoruz.

WordPress.com'dan blog alın.