“Ergenekon, şimdiye kadar, ülkemizde etkinlikleriyle ilgili en fazla belge ve kanıt ele geçirilmiş bir terör örgütü. Ancak toplumun küçümsenmeyecek bir kısmı, Ergenekon’un, baş kötü AKP’nin, “Cumhuriyet’in saygın kişi ve kurumlarına” bir komplosu olduğunda ısrarcı. Kadim devlet masalını her şeye rağmen inatla anlatmayı sürdüren, en küçük bir değişikliğe katlanamayan bu kesimin tutumunu, “yanlış bilinç”le yani resmi ideolojiye samimi sadakatleriyle açıklayabilmek mümkün değil. Marx, ideolojiyi şöyle tanımlıyor: “Bilmiyorlar ama yapıyorlar”. Yani Marx’a göre, kendi önyargılarını ve içinde yaşadığı toplumun gerçeğini algılayışındaki çarpıklığı bilmeden eyleyen, ideolojik birey, yaptığını inanarak, içtenlikle yapar. Sözünü ettiğimiz kesimin, herkesin gördüğü olgusal gerçekleri görmesine ve bilmesine karşın bilmemezlikten, görmemezlikten gelmesi, yalnızca ideolojik körlükle açıklanamaz, bu görmezlikten gelmeyi anlamamızı sağlayacak kavram, “sinizm”dir. Sloterdijk, sinizmi, ideolojinin “yanlış bilinç” şeklindeki tanımından çıkarak, “aydınlanmış yanlış bilinç” olarak tanımlıyor. Sinik, gerçekliği akılcı bir açıdan değerlendirebilir ama ulaştığı sonuçların gerektirdiğini yapmaz. Bu yüzdendir ki, sinik bir aklın karşısında, anlattığı masalın boşluklarını, tutarsızlıklarını açıklamak işe yaramaz.. Çünkü sinik, görmemek için bakar veya görür ama görmezlikten gelmek için kendince hep bir nedeni vardır. Sinik dilin en sık kullandığı kalıp “Çok iyi biliyorum… ama yine de…”dir. “Çok iyi biliyorum terörizm kötüdür, ama yine de…” “Bu silahlar çok ürkütücü ama kim bilir kimin…”, “Bunlar Susurlukçu katiller ama bu saygın isimler…” gibi. Sinikler, tüm tutarsızlığıyla karşılarında sırıtan resmi masalı doğru ve inandırıcı olduğu için benimsemezler. Onlar masalla değil, çok daha pratik bir şeyle, onun ardındaki vaatle ilgilidirler: Kan, şiddet, darbe… Her ne yolla olursa olsun hep muktedir kalmak.”